8 Temmuz 2014
Dahilde İşleme Rejimi: İhracatçılar İçin Vergi Avantajı
İhracat yapan üreticiler için önemli bir fırsat: dahilde işleme rejimi ile ham madde ithalatında gümrük vergisi avantajı nasıl elde edilir?
İhracata dönük üretim yapan bir firmada maliyet hesabı çoğu zaman girdide düğümlenir. Yurt dışından getirdiğiniz ham maddenin, yarı mamulün ya da bir aksamın üzerine ithalatta binen gümrük vergisi — ve çoğu zaman onunla birlikte gelen katma değer vergisi ile ilave gümrük vergisi — nihai ürünün maliyetine oturur. Oysa o girdiyi işleyip yeniden yurt dışına göndereceksiniz; vergi, Türkiye içinde tüketilmeyecek bir mal için ödenmiş olacaktır. Dahilde işleme rejimi tam da bu çelişkiyi çözmek için vardır: ihraç edilmek üzere işlenecek girdinin ithalat yüklerini, ürün gerçekten ihraç edildiği ölçüde firmanın üzerinde bırakmaz. Böylece hem girdi maliyeti düşer hem de ithalatla ihracat arasındaki dönemde işletme sermayesi gereksiz yere bloke olmaz.
Rejimin iki sistemi: teminat ve geri ödeme
Dahilde işleme, tek bir işleyişten ibaret değildir; iki ayrı sistem üzerinden yürür ve firmanın hangisiyle çalışacağı en baştan belirlenir.
Birincisi şartlı muafiyet sistemidir. Burada ithalatta doğan vergiler tahsil edilmez; bunun yerine tutarları kadar teminat alınır. Girdi ithal edilir, işlenir ve elde edilen işlem görmüş ürün ihraç edilir; ihracat taahhüdü kapatıldığında bağlanan teminat çözülür. Vergi hiçbir zaman nakit olarak ödenmediği için firmanın kasasında kalıcı bir yük oluşmaz; teminat da çoğu zaman nakit yerine banka teminat mektubuyla verildiğinden sermaye görece serbest kalır.
İkincisi geri ödeme sistemidir. Bu sistemde ithalat sırasında vergiler normal biçimde ödenir; işlem görmüş ürün ihraç edildikten sonra ödenen vergiler geri alınır. Firma başlangıçta nakit çıkışına katlanır, ama ihracatı gerçekleştirdiğinde ödediğini iade olarak geri toplar. İki sistem arasındaki tercih çoğu zaman firmanın nakit akışına ve ihracatın kesinlik derecesine göre yapılır: ihracatı baştan taahhüt edip teminatla ilerlemek isteyen şartlı muafiyeti, ithalat anında ihracatı henüz kesinleştirememiş olan ise geri ödemeyi seçebilir.
İzin belgesi ve taahhüt
Rejimden yararlanmanın kapısı bir izindir. Çoğu işlemde bu, Ticaret Bakanlığınca elektronik ortamda düzenlenen dahilde işleme izin belgesidir (DİİB); tamir, belirli işçilik ve bazı sınırlı işlemlerde ise doğrudan gümrük idaresince verilen dahilde işleme izni yeterli olur. Hangisi olursa olsun belge, özünde iki taraflı bir taahhüttür: şu miktar ve nitelikte girdiyi ithal edeceğim, karşılığında şu miktarda işlem görmüş ürünü şu süre içinde ihraç edeceğim.
Belgenin üzerindeki rakamlar bu yüzden gelişigüzel yazılmaz. İthal edilecek eşyanın cinsi ve miktarı, elde edilecek ürün, öngörülen ihracat tutarı ve bunların dayandığı girdi-çıktı ilişkisi belgenin çekirdeğini oluşturur. Denklemin iki tarafı da bağlayıcıdır; ithalat kadar ihracat da taahhüdün parçasıdır ve belge, bu iki ucun tutarlılığı üzerine kurulur.
Girdi-çıktı normu, fire ve ikincil ürünler
Rejimin teknik kalbi, ithal edilen girdi ile ortaya çıkan ürün arasındaki orandır. Bir birim ihraç ürünü için ne kadar girdi gerektiği — girdi-çıktı normu — belgenin temel varsayımıdır ve gerçekleşen üretimle tutması beklenir. Bu oran sağlıklı kurulmadığında taahhüt, ya fazla ithalata ya da kapatılamayan bir ihracat açığına yol açar.
Üretim çoğu zaman girdiyi bire bir ürüne çevirmez. Bir kısmı fire olur; yani işlem sırasında geri kazanılamayacak biçimde kaybolur. Bir kısmından ise ikincil işlem görmüş ürün, yani asıl ürünün yanında ortaya çıkan ve çoğu zaman ticari değeri olan yan ürünler doğar. Rejimin doğru yürümesi bunların hesaba katılmasına bağlıdır: fire oranı gerçekçi belirlenmeli, ikincil ürünler ise ya ihraç edilmeli ya vergileri ödenerek serbest dolaşıma sokulmalı ya da gümrük gözetiminde imha edilmelidir. Yan ürünün görmezden gelinmesi, taahhüt hesabı kapatılırken en sık çıkan uyuşmazlık kalemlerinden biridir.
Somut bir durumda tablo netleşir. Konfeksiyon üretimi yapan bir firmanın, dış pazardaki bir siparişi karşılamak için yurt dışından kumaş getirdiğini düşünelim. Kumaş normalde gümrük vergisi ve katma değer vergisiyle ithal edilecekken, firma dahilde işleme izin belgesi kapsamında bu yükleri ödemez; tutarları kadar teminat verir. Kumaş kesilir, dikilir ve hazır giyim ürünü olarak ihraç edilir. Kesim sırasında ortaya çıkan kumaş firesi belgedeki fire oranıyla; varsa kupon kumaş gibi ikincil ürünler ise ayrı olarak hesaba katılır. Sipariş sevk edilip ihracat beyannameleri belgeye işlendiğinde taahhüt hesabı kapatılır ve verilen teminat çözülür. Aynı işlem geri ödeme sisteminde yürütülseydi, kumaşın vergileri ithalatta ödenir ve ihracattan sonra iade alınırdı; sonuç aynı, yalnızca ödeme ile iadenin sıralaması farklı olurdu.
Kapsanan vergiler ve fon yükümlülüğü
Rejimin ertelediği ya da muaf tuttuğu yük yalnızca gümrük vergisi değildir. İthalatta doğan katma değer vergisi ve varsa özel tüketim vergisi ile ilave gümrük vergisi de bu kapsamda değerlendirilir. Bunun ötesinde, şartlı muafiyet sisteminde girdinin ithalinde kural olarak ticaret politikası önlemleri — dampinge karşı vergi ya da gözetim gibi — uygulanmaz; bu önlemler eşyanın serbest dolaşıma girmesi hâlinde devreye girdiğinden, ihraç edilecek girdi için baştan bir yük oluşturmaz. Bu yüzden dahilde işlemenin sağladığı avantaj çoğu zaman tek başına gümrük vergisinden çok daha büyüktür; özellikle üzerinde ilave vergi ya da damping bulunan girdilerde fark belirginleşir. Söz konusu önlemlerin oran ve kapsamı eşya ve menşe bazında ilgili karar ve tebliğlerle belirlendiğinden, her girdi için yürürlükteki düzenlemeden teyit gerekir.
Buna bir de fon yükümlülüğü eklenir. Bedeli peşin ödenmeyen ithalatta — kabul kredili, vadeli akreditif ya da mal mukabili ödeme şekillerinde — Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi doğar. 13/10/2011 tarihli ve 28083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2011/2304 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca bu kesinti, ithalatta ödeme şekline göre %6, peşin ödemede ise %0 olarak uygulanır. Dahilde işleme rejimi kapsamındaki ithalatta bu fon yükümlülüğü de kapsama girer; böylece vadeli ödemeyle girdi getiren ihracatçı, aksi hâlde peşin bloke edeceği bu tutarı da üretim döngüsü içinde tutabilir.
Eşdeğer eşya ve önceden ihracat
Rejim, ithalat ile ihracat arasındaki zaman ilişkisinde de esneklik tanır. Eşdeğer eşya uygulaması, ihraç ürününün üretiminde ithal girdi yerine onunla aynı ticari nitelik ve teknik özelliklere sahip serbest dolaşımdaki eşyanın (yerli üretim ya da daha önce vergisi ödenerek ithal edilmiş girdi) kullanılmasına imkân verir. Böylece firma, ithal girdiyi beklemek zorunda kalmadan üretime devam edebilir; eşdeğer girdinin ithalatını sonradan, belge kapsamında gerçekleştirir.
Bunun bir adım ötesi önceden ihracattır: firma önce eşdeğer eşyadan ürettiği ürünü ihraç eder, ardından buna karşılık gelen girdiyi belge süresi içinde vergisiz ithal eder. Bu kurgu, ihracatı ithalatın önüne aldığı için nakit akışı açısından özellikle rahatlatıcıdır; çünkü taahhüt daha ithalat gerçekleşmeden fiilen yerine getirilmeye başlanmış olur. Üretimin bir kısmının yan sanayiciye yaptırılması da mümkündür; bu durumda işçiliğin bir bölümü belge sahibi adına başka bir üretici tarafından gerçekleştirilir, ama taahhüdün sorumluluğu belge sahibinde kalır.
Sürenin dolması ve taahhüt hesabının kapatılması
Belgenin en belirleyici unsuru süredir. Süre, belgenin düzenlendiği tarihte başlar ve üretim ile ihracatın öngörülen takvimine göre belirlenir; ihracat taahhüdü bu süre içinde yerine getirilmelidir. Mücbir sebep veya fevkalade hâllerin bulunması ya da öngörülen ek süre koşullarının oluşması durumunda süre uzatılabilir, ancak bu uzatma kendiliğinden değil, başvuru ve idari değerlendirme üzerine mümkündür; dolayısıyla süre yönetimi, belge sahibinin baştan planlaması gereken bir kalemdir. Taahhüt tamamlandığında yapılan işlem, taahhüt hesabının kapatılmasıdır: ithalat ve ihracat beyannameleri, faturalar ve ilgili belgeler karşılaştırılarak girdinin gerçekten ihraç edilen ürünün içinde yurt dışına çıktığı ortaya konur. Şartlı muafiyet sisteminde bu kapatmayla teminat çözülür; geri ödeme sisteminde ise ödenen vergiler iade edilir.
Taahhüt süresi içinde kapatılamazsa, o güne kadar ertelenmiş görünen vergiler yeniden gündeme gelir; ithalat sırasında alınmayan vergiler ilgili mevzuatındaki gecikme zammı ya da faiziyle birlikte tahsil edilir ve alınan teminat bu alacağa mahsup edilir. Bu nedenle belge, alındığı anda değil süresi boyunca izlenen bir yükümlülüktür; girdi-çıktı dengesi, fire, ikincil ürünler ve gerçekleşen ihracat, kapatma anına kadar birlikte takip edilen kalemlerdir. Taahhüt hesabının kapatılması, bu takibin idari karşılığı olan son işlemdir.
Bu yazıda yer alan KKDF kesinti oranı ile dampinge karşı vergi ve gözetim gibi ticaret politikası önlemlerinin oran ve kapsamı, dayandıkları Bakanlar Kurulu Kararı ve tebliğlerle değişebilir; dahilde işleme kapsamında girdi ithal edilmeden önce yürürlükteki oran ve önlemlerin teyidi esastır.
Bu konuda destek mi arıyorsunuz?