İçeriğe atla
AKSOY Gümrük & Lojistik
← Tüm yazılar

15 Şubat 2021

Konteyner Krizi ve Navlun Artışı

2021'deki konteyner krizinin nedenleri, navlun ücretlerine etkisi ve dalgalı dönemde öngörülebilirliği artırma yolları.

Konteyner Krizi ve Navlun Artışı

2021’in konteyner krizi, gümrük ve dış ticaret pratiğine somut bir dersle geçti: navlun, yalnızca lojistik bütçesinde duran bir maliyet satırı değil, ithalatta ödenecek vergilerin matrahını doğrudan büyüten bir değişkendir. Navlun oranları kimi hatlarda birkaç kata çıkınca, malın fatura fiyatı değişmese bile aynı eşyanın gümrük kıymeti yükseldi; kriz, kıymet ile taşıma arasındaki bu bağı pek çok ithalatçının gündemine ilk kez taşıdı. Geriye dönüp bakıldığında, dönemin asıl kalıcı etkisi limanlardaki görüntüler değil, taşıma maliyetinin vergi tabanına yansıma biçimiydi.

Krizin kaynağı tek bir nedene indirgenemez. Pandemi sonrası talebin ani toparlanması, boş konteynerlerin ihracat-ithalat dengesizliği yüzünden yanlış coğrafyalarda birikmesi, büyük limanlardaki operasyonel tıkanıklık ve gemi kapasitesindeki sıkışıklık üst üste bindi. Sonuçta yer (booking) bulmak güçleşti, sevkiyatlar ötelendi ve teslim süreleri öngörülemez hâle geldi. Spot navlun ile kontrat navlun arasındaki makas açıldı; sözleşmeli oranı olmayan ya da anlık piyasadan yer aramak zorunda kalan ithalatçılar, artışın en sert ucunu üstlendi. Ancak bilançoda en kalıcı iz, bu oranların gümrük beyanına taşınma biçimiydi.

Kriz, gümrük kıymeti kurallarının neden önemli olduğunu görünür kıldı. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 27’nci maddesi uyarınca, eşyanın Türkiye’ye giriş yerine kadar oluşan navlun, sigorta ve yükleme-elleçleme giderleri fiilen ödenen veya ödenecek fiyata eklenerek gümrük kıymetine dâhil edilir. Aynı ilke, Gümrük Yönetmeliği’nin 51’inci maddesinde ayrıntılandırılmıştır. Dolayısıyla navlun yükseldiğinde, gümrük vergisi ve KDV gibi kıymet üzerinden hesaplanan yükümlülüklerin tabanı da genişler; kriz döneminde birçok ithalatçı, eşyanın kendisi hiç pahalılaşmasa bile ödediği toplam vergide artış gördü. Kıymet üzerinden oransal hesaplanan diğer yüklerin de taban bulduğu bu yapı, navlundaki her sıçramayı vergiye yansıyan bir kaleme çevirdi. Bu sonuç, satışın hangi teslim şekli (Incoterms) üzerinden yapıldığından bağımsızdır; taşımayı satıcının ya da alıcının üstlenmesi ödemenin biçimini değiştirir, ama giriş yerine kadarki navlunun kıymete dâhil olması ilkesini değiştirmez.

Bunun karşı yüzü de vardır. Gümrük Kanunu’nun 28’inci maddesi, eşyanın giriş yerine varışından sonra yapılan taşıma ve sigorta giderlerini, beyanda ayırt edilebilir biçimde gösterilmeleri koşuluyla kıymet dışında bırakır. Navlun faturasının giriş yerine kadar olan kısmı ile sonrasına ait kısmının belge üzerinde net biçimde ayrıştırılması, dalgalı dönemde matrahı gereğinden fazla büyütmemenin somut yoludur. Sınıra kadarki ve sınırdan sonraki taşımayı tek taşıyıcının üstlendiği ve tek bedel faturaladığı durumlarda bu ayrım yapılamazsa, giriş sonrası taşıma da kıymete taşınır ve fazladan vergi doğurur.

Belgesizliğin bedeli

Belge disiplininin ağırlığı, tahmini oranlar devreye girdiğinde daha da belirginleşir. Gümrük Yönetmeliği’nin 51’inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, navlun ve sigorta tutarları belgelerle kanıtlanamadığında kıymet, ithal eşyasının FOB kıymetinin navlun için %10’u, sigorta için %3’ü esas alınarak tamamlanır. Spot piyasada gerçek navlunun bu emsallerin çok üzerine çıktığı kriz koşullarında, belgesiz beyan çoğu zaman gerçeği yansıtmaz ve sonradan yapılacak bir kontrolde uyumsuzluk riskini büyütür. Kriz, navlun makbuzu ile sigorta poliçesinin eksiksiz temini ve saklanmasını bir tercih olmaktan çıkarıp rutin hâline getirdi. Kıymet unsurlarının şeffaf sunulduğu Kıymet Bildirim Formu da bu belgelerin izlenebilirliğini gerektirir; taşıma bedeli oynak olduğunda, beyanı destekleyen kayıtların tutarlılığı denetimde belirleyici olur.

Operasyonun öğrettiği

Operasyonel tarafta krizin öğrettiği ise, taşıma ile gümrüğün ayrı silolar hâlinde değil birlikte planlanması gerektiğiydi. Eşyanın limana varışıyla gümrük işlemlerinin senkron yürütülmemesi, konteynerin limanda beklemesine ve demuraj ile ardiye gibi ek maliyetlere yol açar; navlunun zaten yüksek olduğu bir dönemde bu kalemler toplam maliyeti hızla katlar. Demuraj, konteynerin serbest süreyi aşarak taşıyıcıda bekletilmesinden; ardiye ise eşyanın geçici depolama ya da antrepoda tutulmasından doğar. Her ikisi de çoğu zaman gümrük tarafındaki bir gecikmeyle tetiklenir: eksik belge, tamamlanmamış izin ya da geç açılan beyan. Erken yer ayırtma, alternatif rota ve taşıma modlarının önceden değerlendirilmesi, beyana esas belgelerin eşya yola çıkmadan tamamlanması ve kıymet unsurlarının baştan doğru kurgulanması, bekleme sürelerini kısaltan uygulanabilir önlemlerdir. Navlun ve sigortanın nasıl hesaplandığının izlenebilir tutulması, hem beyanı hızlandırır hem de olası bir sonraki incelemede ithalatçının konumunu güçlendirir.

Kriz sonrası spot navlun endeksleri kademeli olarak gerilese de, gümrük kıymetine ilişkin bu kurallar değişmedi; taşıma giderlerinin giriş yeri esasına göre beyan edilmesi bugün de her ithalat işleminde geçerlidir.

Bu konuda destek mi arıyorsunuz?